Dava Türlerine Göre Faiz Başlangıcının Hukuki Temelleri
Hukuk yargılamasında alacak taleplerinin hangi dava türüyle ileri sürüldüğü, faiz başlangıç tarihinin belirlenmesinde en kritik unsurdur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) kapsamında yer alan kısmi dava ve belirsiz alacak davası, faiz başlangıcı açısından tamamen farklı kurallara tabidir. Alacağın muaccel olduğu tarih ile borçlunun temerrüde düştüğü tarih arasındaki ayrım, bu davaların usuli adımlarıyla birleştiğinde karmaşık bir hukuki yapı ortaya çıkarır. Bu durumun doğru analiz edilmesi, talep edilen alacağın değer kaybına uğramasını engellemek açısından büyük önem taşımaktadır.
Uygulamada yasal faiz ile ticari temerrüt faizi ayrımının doğru yapılması gerekir. 3095 sayılı Kanun m.1 uyarınca yasal faiz oranı yıllık %31 (31.07.2026 tarihinden itibaren geçerli olan oran) olarak uygulanırken, ticari işlerde 3095 sayılı Kanun m.2/2 gereğince avans faiz oranı yıllık %39,75 (01.01.2026 tarihinden itibaren geçerli olan oran) üzerinden yürütülür. Davanın kısmi veya belirsiz alacak davası olarak açılması, bu oranların hangi tarihten itibaren işlemeye başlayacağını doğrudan tayin eder.
Hukuki süreçte hak kaybı yaşamamak adına, davanın açılış aşamasından itibaren doğru faiz türünün ve başlangıç tarihinin seçilmesi gerekir. Bu konuda Ticari Alacakta Faiz Seçimi: Avans mı Yasal mı? başlıklı makalemiz, alacağın niteliğine göre yapılacak tercihler konusunda yol gösterici detaylar sunmaktadır.
Kısmi Davada Islah ve Faiz Ayrımı
HMK m.109 uyarınca açılan kısmi davada, davacı alacağının yalnızca belirli bir kısmını dava konusu eder. Kısmi davada faiz başlangıcı, dava dilekçesiyle talep edilen miktar ile yargılama sırasında ıslah yoluyla artırılan miktar açısından ikili bir ayrıma tabidir. Dava dilekçesinde talep edilen ilk kısım için faiz, borçlu daha önce temerrüde düşürülmemişse dava tarihinden itibaren işlemeye başlar. Ancak dava açılmadan önce usulüne uygun bir ihtarname ile borçlu temerrüde düşürülmüşse, ilk kısım için faiz başlangıcı temerrüt tarihidir.
Kısmi davada bakiye alacak miktarı için dava açılırken faiz işlemeye başlamaz. Davacının yargılama sırasında bilirkişi raporuna göre alacağını ıslah ederek artırdığı kısım için faiz, kural olarak ıslah tarihinden itibaren işler. Davadan önce borçlunun temerrüde düşürülmüş olması hali saklıdır; eğer borçlu dava öncesinde ihtarname ile temerrüde düşürülmüşse, ıslah edilen kısım için de faiz temerrüt tarihinden itibaren yürütülecektir. Temerrüt durumunun oluşup oluşmadığı incelenirken Borçlunun Temerrüdü İçin İhtar Şart mıdır? konusundaki kuralların eksiksiz değerlendirilmesi gerekir.
Belirsiz Alacak Davasında Talep Artırımı ve Faiz
HMK m.107 uyarınca açılan belirsiz alacak davasında durum kısmi davadan tamamen farklıdır. Belirsiz alacak davasında, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını tam olarak belirlemek imkansız veya çok zordur. Bu dava türünde, davacı başlangıçta geçici bir talep sonucu belirtir ve yargılama sırasında alacağın miktarı tam olarak belirlendiğinde davanın değerini artırır.
Belirsiz alacak davasında, dava tarihinde talep edilen geçici miktar ile daha sonra artırılan miktarın tamamı için faiz başlangıç tarihi, borçlunun dava öncesinde temerrüde düşürülmediği hallerde dava tarihidir. Belirsiz alacak davasında yapılan talep artırımı, kısmi davadaki ıslah gibi yeni bir talep unsuru taşımadığı, başlangıçtaki davanın bir parçası olduğu için faiz yönünden geriye yürür. Yani, sonradan artırılan kısım için de faiz ıslah/artırım tarihinden değil, davanın açıldığı tarihten itibaren hesaplanır. Bu durum belirsiz alacak davasının davacı açısından en büyük avantajlarından biridir.
Uygulamada Sık Karşılaşılan Usul Hataları
Uygulamada en çok yapılan usul hatası, kısmi dava açıldığı halde ıslah edilen kısım için dava tarihinden itibaren faiz talep edilmesidir. Mahkemelerce bu durumun tespiti halinde, ıslah edilen kısım için dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi bozma nedeni oluşturmaktadır. Benzer şekilde, belirsiz alacak davasında talep artırımı yapılmasına rağmen mahkemenin artırılan kısım için faizi artırım tarihinden başlatması da sıkça karşılaşılan bir diğer hatadır.
Faiz türünün yanlış talep edilmesi de ciddi hak kayıplarına yol açar. Ticari bir alacak için yasal faiz talep edilmesi veya tam tersi durumlarda mahkeme taleple bağlılık kuralı gereği talep edilenden fazlasına hükmedemez. Dönemsel faiz oranlarındaki değişimlerin hesaba katılması da teknik bir uzmanlık gerektirir. Süreç içerisinde değişen oranların takibi için Dava Devam Ederken Faiz Oranı Değişirse Ne Olur? başlıklı çalışmanın incelenmesi, güncel oranların davaya etkisini anlamak adına faydalı olacaktır.
Uygulamada Dikkat Edilecek Noktalar
Kısmi veya belirsiz alacak davası açılmadan önce borçlunun temerrüde düşürülüp düşürülmediği netleştirilmelidir. Türk Borçlar Kanunu m.117 uyarınca, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün sözleşme ile belirlenmişse, bu günün geçmesiyle borçlu kendiliğinden temerrüde düşmüş olur. Bu durumlarda davanın türüne bakılmaksızın tüm alacak için faiz temerrüt tarihinden başlatılabilir.
Dava dilekçesi hazırlanırken faiz başlangıç tarihinin ve faiz türünün açıkça belirtilmesi zorunludur. Belirsiz alacak davasında "dava tarihinden itibaren faiz" talep edilmesi yeterliyken, kısmi davada "ilk kısım için dava, ıslah edilecek kısım için ıslah tarihinden itibaren" veya "temerrüt tarihinden itibaren" şeklinde ikili bir talep oluşturulmalıdır. Davanın açılması esnasında harçların ve masrafların doğru hesaplanması da davanın usulden reddedilmesini önler.
Dava dosyalarındaki tüm iddiaların, bilirkişi raporlarının ve ıslah dilekçelerinin faiz başlangıçları yönünden denetlenmesi aşamasında, avukatların iş yükünü hafifleten ve dosya içeriğini saniyeler içinde analiz eden Dava, Dilekçe ve Belge Analizi sistemlerinden yararlanılması, hata payını en aza indirmektedir.
Faiz Hesaplamalarında Pratik Rehber
Yargılama sürecinde hükmedilecek faiz miktarının doğru hesaplanması, hem icra takibi aşamasında hem de davanın kabulü halinde ödenecek tutarların belirlenmesinde esastır. Faiz hesaplaması yapılırken şu adımlara dikkat edilmelidir:
- Alacağın niteliği belirlenmeli (adi iş, ticari iş, işçi alacağı vb.) ve buna uygun faiz türü seçilmelidir.
- Kısmi dava ise dava dilekçesindeki miktar ile ıslah edilen miktar için ayrı ayrı faiz işletilecek süreler belirlenmelidir.
- Belirsiz alacak davası ise toplam tutar üzerinden dava tarihinden itibaren tek bir süre hesaplanmalıdır.
- Dönemsel faiz oranı değişiklikleri dikkate alınmalıdır. Örneğin, 31.07.2026 öncesindeki dönem için yasal faiz yıllık %24 iken, bu tarihten sonrası için %31 oranı uygulanmalıdır.
Bu hesaplamaların karmaşık yapısı ve değişen oranlar göz önüne alındığında, işlemlerin hatasız yapılması için faiz hesaplama aracının kullanılması, olası matematiksel ve hukuki hataların önüne geçecektir.
Sıkça Sorulan Sorular
Kısmi davada ıslah edilen kısım için faiz ne zaman başlar?
Kısmi davada ıslah edilen (artırılan) kısım için faiz, borçlu dava öncesinde temerrüde düşürülmemişse ıslah dilekçesinin verildiği veya harcının yatırıldığı ıslah tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Belirsiz alacak davasında faiz tüm alacak için dava tarihinden başlar mı?
Evet, belirsiz alacak davasında borçlu dava öncesinde temerrüde düşürülmemiş olsa dahi, dava açıldığı tarihte talep edilen kısım ile yargılama sırasında artırılan kısmın tamamı için faiz başlangıcı dava tarihidir.
İhtarname çekilmesi faiz başlangıcını nasıl etkiler?
Borçluya dava açılmadan önce usulüne uygun bir ihtarname gönderilerek süre verilmişse ve borçlu temerrüde düşürülmüşse, dava türü ne olursa olsun (kısmi veya belirsiz alacak) tüm alacak miktarı için faiz temerrüt tarihinden itibaren başlar.
Ticari alacaklarda hangi faiz oranı talep edilmelidir?
Ticari işlerden kaynaklanan alacaklarda, taraflar aksini kararlaştırmamışsa 3095 sayılı Kanun m.2/2 uyarınca avans (ticari temerrüt) faizi talep edilebilir. 2026 yılı için bu oran yıllık %39,75 olarak belirlenmiştir.
Hak Kayıplarını Önlemek İçin Somut Tavsiyeler
Dava açmadan önce elinizdeki belgeleri ve sözleşmeleri inceleyerek borçlunun kendiliğinden temerrüde düşüp düşmediğini kontrol edin. Eğer kendiliğinden temerrüt durumu yoksa, dava açmadan önce borçluya net bir ihtarname göndererek temerrüt oluşturmak, kısmi dava açmak zorunda kalsanız bile tüm alacak için faizi daha erken bir tarihten (temerrüt tarihinden) başlatmanızı sağlar. Belirsiz alacak davası açma şartları mevcutsa (alacağın miktarının tam olarak belirlenemediği durumlar), faiz avantajını kaybetmemek adına davayı belirsiz alacak davası olarak kurgulamayı tercih edin.
