Hasılat Paylaşımlı İnşaat Sözleşmesinin Hukuki Niteliği
Hasılat paylaşımlı inşaat sözleşmesi, arsa sahibinin taşınmazı üzerinde bir inşaat yapılması amacıyla müteahhide teslim ettiği, müteahhidin ise inşa edilecek bağımsız bölümlerin satışından elde edilecek geliri (hasılatı) taraflar arasında belirlenen oranlarda paylaşmayı taahhüt ettiği, çift tipli ve kendine özgü yapısı olan (sui generis) bir sözleşmedir. Bu sözleşme modeli, geleneksel kat karşılığı inşaat sözleşmelerinden farklı olarak, arsa sahibine bağımsız bölüm teslimi yerine doğrudan nakit akışı sağlamayı hedefler. Ancak bu yapı, mülkiyet devri ve nakit paylaşımı dengesinin hassas kurulmasını gerektirir.
Sözleşmenin geçerliliği, doğrudan arsa payı devrini veya devir vaadini barındırdığı için Türk Borçlar Kanunu ve Türk Medeni Kanunu uyarınca resmi şekil şartına tabidir. Noterde düzenleme şeklinde yapılmayan hasılat paylaşımlı inşaat sözleşmeleri geçersizdir. Uygulamada taraflar, adiyen düzenlenmiş adi yazılı sözleşmelerle yola çıkmakta ve projede tıkanma yaşandığında ciddi hak kayıpları ile karşılaşmaktadır. Geçersiz bir sözleşmeye dayanarak yapılan ödemeler veya inşaat faaliyetleri ancak sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde tasfiye edilebilir.
Uygulamada Sık Karşılaşılan Sorunlar ve Usul Hataları
Hasılat paylaşımlı projelerde en büyük uyuşmazlık konusu, hasılatın tanımı ve bu hasılatın hangi aşamalarda arsa sahibine ödeneceğidir. Sözleşmelerde genellikle "brüt satış hasılatı", "net satış hasılatı" veya "asgari garanti edilen hasılat" gibi kavramlar netleştirilmemektedir. Müteahhidin bağımsız bölümleri grup şirketlerine veya üçüncü kişilere muvazaalı olarak düşük bedelle satması, arsa sahibinin alacağı payı doğrudan baltalamaktadır.
Bir diğer önemli usul hatası ise bağımsız bölümlerin üçüncü kişilere satışı sırasında tapuda gösterilen satış değerleri ile fiilen tahsil edilen bedeller arasındaki farktır. Vergi cezalarıyla karşılaşmamak ve hak kaybına uğramamak adına sözleşmeye açık hükümler konulmalıdır. Eğer uyuşmazlık mahkemeye taşınırsa, mahkemece atanacak bilirkişilerin yapacağı hesaplamalar davanın seyrini belirler. Bu aşamada, Hukuk Davalarında Bilirkişi Raporuna İtiraz Esasları çerçevesinde, rapordaki eksik ve hatalı mali hesaplamalara süresi içinde itiraz etmek hayati önem taşır.
Yargıtay'ın Güncel Kriterleri ve Emsal Karar Esasları
Yargıtay, hasılat paylaşımlı inşaat sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda tarafların hak dengesini korumak adına belirli kriterler geliştirmiştir. Yargıtay kararlarında öne çıkan 3 temel kriter şunlardır:
- Asgari Garanti Edilen Bedel Kriteri: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre, sözleşmede arsa sahibine "asgari garanti edilen hasılat bedeli" kararlaştırılmışsa, müteahhit satış yapamamış olsa dahi inşaatın ulaştığı seviyeye göre bu asgari bedeli arsa sahibine ödemekle yükümlüdür. Müteahhit, piyasa koşullarının kötü gitmesini gerekçe göstererek bu ödemeden kaçınamaz.
- Satış Yetkisinin Sınırları ve Muvazaa: Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, müteahhide verilen satış yetkisinin dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği vurgulanmaktadır. Bağımsız bölümlerin emsal değerinin çok altında üçüncü kişilere devredilmesi halinde, arsa sahibinin gerçek hasılat payını talep etme hakkı saklıdır ve gerçek değer bilirkişi marifetiyle tespit edilir.
- Sözleşmenin Feshi ve Tasfiye Usulü: Yargıtay, hasılat paylaşımlı sözleşmelerin feshinde, kat karşılığı inşaat sözleşmelerine paralel olarak, inşaatın fiziki gerçekleşme oranına bakar. Eğer inşaat %90 ve üzeri seviyeye ulaşmışsa, sözleşmenin ileriye etkili feshine karar verilir ve müteahhidin o ana kadar yaptığı imalatın bedeli ile hak ettiği hasılat payı oranlanarak tasfiye gerçekleştirilir.
Hasılat Paylaşımında Hak Kaybını Önleyecek Stratejiler
Arsa sahiplerinin ve projeye yatırım yapan müteahhitlerin süreç boyunca hukuki güvenliklerini sağlamak amacıyla şu adımları atması gerekir:
- Sözleşmede mutlaka asgari garanti edilen toplam hasılat tutarı belirlenmeli ve bu tutar banka teminat mektubu ile güvence altına alınmalıdır.
- Bağımsız bölümlerin satış yetkisinin sınırları net çizilmeli, satışların hangi asgari metrekare birim fiyatı üzerinden yapılacağı sözleşme ekindeki fiyat listesiyle sabitlenmelidir.
- Hasılatın toplanacağı ve tarafların imzası olmadan bloke kaldırılamayacak bir ortak hesap (Escrow) mekanizması kurulmalıdır. Satış bedelleri doğrudan bu hesaba yatmalı ve paylaşım oranlarına göre otomatik dağıtılmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Hasılat paylaşımlı inşaat sözleşmesi adi yazılı şekilde yapılırsa geçerli olur mu?
Hayır, hasılat paylaşımlı inşaat sözleşmeleri taşınmaz mülkiyetinin devrini veya devir vaadini içerdiğinden resmi şekil şartına tabidir. Noterde düzenleme şeklinde yapılmayan sözleşmeler hukuken geçersizdir.
Müteahhit inşaatı yarım bırakırsa arsa sahibi ne yapabilir?
Arsa sahibi, müteahhide noter kanalıyla uygun bir süre vererek inşaatın tamamlanmasını ihtar edebilir. Verilen sürede imalat tamamlanmazsa, arsa sahibi sözleşmenin feshini ve uğradığı zararların tazminini mahkemeden talep edebilir.
Üçüncü kişilere yapılan satışlarda tapu harcından kim sorumludur?
Aksi sözleşmede kararlaştırılmadığı sürece, yasa gereği tapu harcı alıcı ve satıcı tarafından yarı yarıya ödenir. Ancak hasılat paylaşımlı projelerde taraflar, bu giderlerin tamamının müteahhit tarafından karşılanacağını sözleşmeye ekleyebilirler.
İnşaat süresince ödenmeyen hasılat payı için faiz talep edilebilir mi?
Evet, sözleşmede belirlenen ödeme vadelerinde hasılat payı arsa sahibine aktarılmadığı takdirde, müteahhide çekilecek bir ihtarname ile temerrüt oluşturulabilir ve bu tarihten itibaren yasal veya ticari faiz talep edilebilir.
Sözleşme Aşamasında Mutlak Koruma Sağlamak
Hasılat paylaşımlı projeler, yüksek finansal hacimleri nedeniyle en küçük bir boşlukta tarafları milyonlarca liralık zararlarla karşı karşıya bırakabilir. Bu nedenle, uyuşmazlıklar mahkemeye taşınmadan önce, sözleşme taslağının hazırlanması aşamasında her bir maddenin cezai şartlar ve teminatlarla desteklenmesi gerekir. Hak kaybı yaşamamak adına, projenin en başında alanında uzman bir gayrimenkul avukatından profesyonel hukuki destek alınması en rasyonel yaklaşımdır.
