calendar_today29 Temmuz 2026Lawlera.com

Miras Ortaklığında Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası

Miras kalan taşınmazlar üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paydaşlar arasında uyuşmazlığa yol açması durumunda açılan ortaklığın giderilmesi davasının hukuki şartları, usulü ve Yargıtay kriterleri.

Miras Ortaklığında Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası

Miras Kalan Taşınmazlarda Ortak Yaşamın Zorlukları

Mirasbırakanın vefatı ile birlikte geride kalan malvarlığı üzerinde tüm mirasçılar kendiliğinden hak sahibi olur. Ancak bu hak sahipliği, Türk Medeni Kanunu uyarınca aksi kararlaştırılmadıkça elbirliği mülkiyeti esasına dayanır. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların her birinin taşınmaz üzerinde belirli, bağımsız bir payı bulunmaz; aksine tüm mirasçılar terekeye dahil olan her bir malın tamamı üzerinde birlikte hak sahibidir. Bu durum, taşınmazın satılması, kiraya verilmesi veya üzerinde imar değişikliği yapılması gibi her türlü tasarruf işleminde tüm mirasçıların oybirliğiyle hareket etmesini zorunlu kılar.

Uygulamada mirasçıların bir araya gelerek ortak karar alması oldukça güçtür. Mirasçılardan birinin taşınmazı tek başına kullanmak istemesi, diğer mirasçılara paylarını vermekten kaçınması veya taşınmazın satış değerinde uzlaşılamaması gibi nedenler ortaklığı çekilmez hale getirir. İşte bu tür durumlarda, ortaklar arasındaki hukuki bağı koparmak ve her bir mirasçının kendi payını serbestçe kullanabilmesini sağlamak amacıyla ortaklığın giderilmesi (eski adıyla izale-i şuyu) davası açılması gündeme gelir.

Ortaklığın Giderilmesi Davasının Hukuki Altyapısı

Türk Medeni Kanunu'nun 698. maddesi uyarınca, hukuki bir işlem gereğince veya paylaşımlı malın özgülendiği amaç yüzünden paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir. Miras ortaklığında da her bir mirasçı, bu genel hükme dayanarak mahkemeden ortaklığın aynen taksim veya satış yoluyla giderilmesini talep etme hakkına sahiptir. Bu dava, niteliği itibariyle iki taraflı (çift etkili) bir davadır. Davayı açan mirasçı ile davalı konumundaki diğer mirasçılar yargılama sonunda aynı hukuki konumda yer alırlar; yani davanın kazananı veya kaybedeni klasik anlamda bulunmaz, mahkeme kararı tüm ortaklar için aynı sonucu doğurur.

Dava açılmadan önce mirasçıların terekedeki elbirliği mülkiyetini paylı mülkiyete dönüştürmeleri usulü kolaylaştırabilir. Bu konuda hakların korunması ve sürecin tapu aşamasındaki yansımaları hakkında bilgi edinmek için Kira Sözleşmesinin Tapuya Şerhi: Haklarınızı Güvenceye Alın başlıklı incelememizde yer alan mülkiyet koruma mekanizmalarını inceleyebilirsiniz. Ortaklığın giderilmesi davasında yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Görevli mahkeme ise istisnasız olarak Sulh Hukuk Mahkemesi olarak belirlenmiştir.

Aynen Taksim mi Yoksa Satış Yoluyla Paylaşım mı?

Mahkeme, ortaklığın giderilmesi talebiyle karşılaştığında öncelikle taşınmazın aynen taksim edilip edilemeyeceğini araştırmak zorundadır. Aynen taksim, taşınmazın mirasçıların payları oranında fiziksel olarak bölünerek her bir mirasçıya müstakil birer parsel veya bağımsız bölüm verilmesi işlemidir. Ancak bir taşınmazın aynen taksim edilebilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:

  • Taşınmazın yüzölçümü, imar mevzuatı ve tarım arazisi nitelikleri bakımından bölünmeye elverişli olmalıdır.
  • Payların değerleri arasında önemli bir fark oluşmamalıdır; eğer ufak farklar varsa üstün gelen tarafa ivaz (para) eklenerek denkleştirme yapılabilmelidir.
  • Tüm mirasçıların paylarını karşılayacak sayıda bağımsız parça oluşturulabilmelidir.

Eğer taşınmazın niteliği, imar durumu veya ortak sayısı aynen bölüşmeye izin vermiyorsa, mahkeme ikinci seçenek olan satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verir. Satış, kural olarak icra dairesi veya satış memurluğu aracılığıyla halka açık açık artırma usulüyle gerçekleştirilir. Ancak tüm mirasçıların oybirliğiyle talep etmesi halinde satışın sadece mirasçılar arasında yapılmasına da karar verilebilir.

Süreçte Sık Yapılan Usul Hataları ve Hak Kayıpları

Ortaklığın giderilmesi davaları basit gibi görünse de usuli işlemler bakımından oldukça hassastır. Uygulamada en sık karşılaşılan hata, tüm mirasçıların davaya dahil edilmemesidir. Davada taraf teşkili mutlak bir dava şartıdır. Mirasçılardan birinin dahi davalı olarak gösterilmemesi veya tebligatın usulüne uygun yapılmaması halinde yerel mahkeme kararı üst mahkemelerce kesinlikle bozulur. Özellikle adresi bilinmeyen veya yurt dışında yaşayan mirasçıların varlığı halinde ilan resmi tebligat yollarına başvurulmalı ve taraf teşkili eksiksiz tamamlanmalıdır.

Bir diğer önemli usul hatası ise terekede yer alan taşınmazların üzerinde üçüncü kişilere ait hakların veya hacizlerin bulunması durumunda yaşanır. Taşınmaz üzerinde ipotek, intifa hakkı veya aile konutu şerhi gibi kısıtlamalar varsa, bu hak sahiplerinin davaya dahil edilmesi veya haklarının satış bedeline yansıtılması usulünün doğru yönetilmesi gerekir. Ayrıca, davaya konu taşınmazın mülkiyeti üzerinde başka bir mahkemede devam eden bir tapu iptal ve tescil davası varsa, bu davanın bekletici mesele yapılması zorunludur. Benzer bir usul hassasiyeti gerektiren taşınmaz uyuşmazlıkları için Taşınmaz Satış Vaadi: Tapu İptal ve Tescil Davaları rehberimizdeki usul adımları incelenebilir.

Yargıtay'ın Güncel Kriterleri ve Emsal Yaklaşımları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili hukuk daireleri, ortaklığın giderilmesi davalarında hakkaniyetin sağlanması adına bazı katı kriterler geliştirmiştir. Bu kriterlerden en önemlileri şunlardır:

"Ortaklığın giderilmesi davalarında taraflardan birinin taşınmaz üzerindeki muhdesatın (bina, ağaç vb.) kendisine ait olduğunu iddia etmesi ve bu konuda uyuşmazlık bulunması halinde, mahkemece bu konuda karar verilmesi beklenmeli veya taraflara muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açmak üzere uygun bir süre verilerek bu davanın sonucu bekletici mesele yapılmalıdır."

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre belirlenen üç temel kriter şu şekildedir:

  1. Muhdesatın Aidiyeti Kriteri: Taşınmaz üzerindeki bina veya ağaçlar mirasçılardan sadece birine aitse ve bu durum tapuda şerh edilmemişse, ilgili mirasçıya muhdesatın tespiti davası açması için süre verilir. Tespit davası sonuçlanmadan ortaklığın giderilmesi davasında satış yapılamaz. Satış yapıldığında ise muhdesatın değeri ile arzın (toprağın) değeri ayrı ayrı oranlanarak satış bedeli paylaştırılır.
  2. Tarım Arazilerinde Bölünemez Büyüklük Sınırı: 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin altındaki tarım arazilerinin aynen taksimine karar verilemez. Yargıtay, tarım müdürlüklerinden görüş alınmadan yapılan taksim kararlarını bozmaktadır.
  3. Kat Mülkiyeti Kurulması Suretiyle Taksim: Eğer davaya konu taşınmaz üzerinde bir yapı varsa ve bu yapı kat mülkiyetine çevrilmeye müsaitse (her mirasçıya en az bir bağımsız bölüm düşüyorsa), mirasçılardan biri istemese dahi mahkeme öncelikle kat mülkiyeti kurulması suretiyle aynen taksime gitmek zorundadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Ortaklığın giderilmesi davasını tek bir mirasçı açabilir mi?

Evet, miras ortaklığında elbirliği mülkiyeti söz konusu olduğundan, ortaklığın devamını istemeyen tek bir mirasçı dahi diğer tüm mirasçıları davalı göstererek bu davayı tek başına açabilir. Diğer ortakların onay vermesi gerekmez.

Dava masrafları ve avukatlık ücretleri kimin tarafından ödenir?

Dava açılırken harç ve gider avansı davacı tarafından yatırılır. Ancak davanın niteliği gereği, yargılama giderleri, keşif ve bilirkişi masrafları ile maktu vekalet ücreti, dava sonunda tüm mirasçılara tapudaki payları oranında paylaştırılır.

Mahkeme kararıyla yapılan satışlarda mirasçıların öncelikli alım hakkı var mıdır?

Ortaklığın giderilmesi davasında mahkemece satışın halka açık ihale yerine sadece ortaklar arasında yapılmasına karar verilebilmesi için tüm paydaşların rızası şarttır. Tek bir ortak bile dışarıya açık satışı isterse, ihale herkese açık olarak icra edilir.

Taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi varsa dava açılabilir mi?

Sağ kalan eşin mirasbırakana ait konut üzerinde aile konutu şerhi veya intifa/oturma hakkı talep etme hakkı saklıdır. Bu durumda, aile mahkemesinde açılacak bir dava veya hak sahipliği tespiti, ortaklığın giderilmesi davasında önleyici veya bekletici bir mesele olarak kabul edilir.

Mirasçılar İçin Pratik ve Somut Öneriler

Miras kalan taşınmazlar üzerindeki uyuşmazlıkları çözmek için doğrudan dava yoluna gitmek, uzun süren yargılama süreçleri, bilirkişi masrafları ve icra satışlarındaki değer kayıpları nedeniyle maddi açıdan yıpratıcı olabilir. Bu nedenle, dava açmadan önce tüm mirasçılara resmi bir ihtarname göndererek taşınmazın rızaen paylaşımı veya haricen satışı konusunda bir uzlaşma zemini aranmalıdır. Eğer uzlaşma sağlanamıyorsa, dava sürecinde hak kaybına uğramamak, muhdesat iddialarını doğru zamanda ileri sürmek ve icra ihale sürecini yakından takip etmek adına alanında uzman bir gayrimenkul avukatından profesyonel hukuki destek alınması en sağlıklı yaklaşım olacaktır.

Bu içerik, Lawlera AI Hukuk Asistanı tarafından yapay zeka modelleri kullanılarak oluşturulmuştur. İçeriğin doğruluğu garanti edilmez; güncel mevzuat ve somut olayınız için bir hukuk uzmanına danışmanızı öneririz.

Hukuk süreçlerinizi hızlandırın.

Yapay zeka asistanı Lawlera AI'ı hemen ücretsiz deneyin.

Kayıt Ol