İmar Şuyulandırması ve Mülkiyet Hakkına Müdahale
Kentleşmenin düzenli bir şekilde ilerlemesi amacıyla belediyeler ve valilikler, 3194 sayılı İmar Kanunu m. 18 kapsamında imar uygulamaları yapmaktadır. Kamuoyunda şuyulandırma veya parselasyon olarak bilinen bu idari işlemler, mevcut kadastro parsellerinin imar planına uygun olarak yeniden düzenlenmesini, kamu ortaklık paylarının kesilmesini ve yeni imar parsellerinin oluşturulmasını amaçlar. Ancak idarenin bu tek taraflı işlemi, mülkiyet hakkını doğrudan sınırlandıran ve zaman zaman mülkiyetin kaybına yol açan ciddi sonuçlar doğurur.
İmar parselasyon işlemi özünde bir idari işlemdir. İdari işlemin hukuka aykırı olması durumunda, öncelikle idari yargıda iptal davası açılması gerekir. İdare mahkemesince parselasyon işleminin iptal edilmesiyle birlikte, bu işleme dayanılarak tapuda yapılan tesciller de hukuki dayanaktan yoksun kalır. İşte bu aşamada, mülkiyet hakkı zedelenen taşınmaz sahiplerinin adli yargıda tapu iptali ve tescil davası açma hakkı doğmaktadır.
İdari Yargı Kararının Adli Yargıya Etkisi ve Usul Hataları
Uygulamada en sık karşılaşılan usul hatası, idare mahkemesinde imar uygulamasının iptali için dava açılmadan veya bu dava sonuçlanmadan doğrudan genel mahkemelerde tapu iptali ve tescil davası açılmasıdır. Adli yargı hakiminin idari işlemin yerindeliğini veya hukuka uygunluğunu denetleme yetkisi yoktur. Bu nedenle, idari yargıda parselasyon planının iptaline ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığı müddetçe, tapu sicilinin yolsuz tescil hükmünde olduğundan bahsedilemez.
Bir diğer önemli husus ise hak sahiplerinin idari yargıdaki iptal davasının kesinleşmesini beklemeden adli yargıda dava açmış olmalarıdır. Bu durumda adli yargı mahkemesi davayı hemen reddetmemeli, idari yargıdaki davanın sonuçlanmasını bekletici mesele yapmalıdır. Bu süreçte hak kayıplarını önlemek adına taşınmazların üçüncü kişilere devrinin engellenmesi için tapu kaydına ihtiyati tedbir konulması hayati önem taşır. Taşınmazın iyi niyetli üçüncü kişilere satılması durumunda tapu siciline güven ilkesi devreye girebilir ve mülkiyeti geri kazanmak imkansız hale gelebilir.
Yargıtay'ın Güncel Kararları ve Belirlediği Kriterler
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri, imar uygulamasının iptalinden sonra açılan tapu iptal ve tescil davalarında belirli ve katı kriterler uygulamaktadır. Bu kriterlerden öne çıkan üç somut ilke şunlardır:
- Geri Dönüşüm (Eski Hale Getirme) İlkesi: Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, idare mahkemesince parselasyon işleminin iptal edilmesi halinde, taşınmazların imar uygulamasından önceki kadastral parsel sınırlarına ve mülkiyet durumuna geri döndürülmesi esastır. Belediye veya valiliğin iptal kararı doğrultusunda geri dönüşüm işlemini re'sen yapması gerekir. İdarenin bu işlemi geciktirmesi veya yapmaması durumunda adli yargı hakimi, eski kadastral duruma göre tescil kararı vermelidir.
- İyi Niyet İddiasının Dinlenmeyeceği Kriteri: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi kararlarında, imar parselasyonunun iptaliyle yolsuz tescil durumuna düşen tapu kayıtlarında, imar parselini doğrudan idareden veya ilk tescil sahibinden edinen kişilerin Türk Medeni Kanunu m. 1023 anlamında iyi niyet iddiasında bulunamayacakları vurgulanmıştır. İmar uygulamasının hukuki sakatlığı, tapunun ilk el değiştirmelerinde iyi niyetle korunamamaktadır.
- Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) Sınırı Kriteri: Yargıtay, iptal edilen imar uygulamasında yasal sınır olan %45 oranından fazla DOP kesintisi yapılmış olmasını tapu iptali için doğrudan bir gerekçe kabul etmektedir. Yasal sınırın üzerinde yapılan kesintiler, mülkiyet hakkının kamulaştırmasız el atma yoluyla ihlali olarak değerlendirilmekte ve haksız kesilen kısmın tescili yönünde hüküm kurulmaktadır.
Uygulamada mülkiyet sınırlarının tespiti ve hak iddialarının netleştirilmesi aşamasında, Ecrimisil Davası ve Haksız İşgal Tazminatı Kriterleri de parselasyon iptali sonrası geriye dönük hak taleplerinde sıklıkla gündeme gelmektedir.
Hak Sahipleri İçin Pratik Strateji ve Yol Haritası
İmar uygulamasından kaynaklanan bir mülkiyet kaybı veya haksız şuyulandırma ile karşılaştığınızda izlemeniz gereken hukuki adımlar şunlardır:
- Belediyenin imar askı ilanlarını düzenli takip edin ve askı süresi içinde mutlaka yazılı itirazda bulunun.
- İtirazın reddi halinde, 60 günlük yasal süre içinde İdare Mahkemesinde parselasyon işleminin iptali davası açın.
- İdari yargı davası devam ederken, taşınmazın üçüncü kişilere satılarak iyi niyet kazanılmasını önlemek için adli yargıda tapu iptal davası açıp tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi işlenmesini talep edin.
- İptal kararı kesinleştikten sonra, belediyeden imar geri dönüşüm işleminin uygulanmasını talep edin; idare pasif kalırsa adli yargıdaki davayı canlandırarak kadastral parsel bazında tescil isteyin.
Sıkça Sorulan Sorular
İmar uygulamasının iptali davasında zamanaşımı süresi var mıdır?
İmar planı ve parselasyon işlemlerine karşı idari askı süresinin bitiminden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde dava açılması gerekir. Ancak tapu iptali ve tescil davası, mülkiyet hakkına dayandığı için herhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımına tabi değildir.
Belediye imar uygulamasını iptal ettikten sonra yeni bir imar uygulaması yapabilir mi?
Evet, belediyeler mahkemenin iptal gerekçelerini dikkate alarak, hukuka aykırılıkları giderecek şekilde aynı bölgede yeniden imar uygulaması (ikinci parselasyon) yapma yetkisine sahiptir.
İmar iptali davası sürerken taşınmazı satın alan kişinin durumu ne olur?
Dava konusu taşınmazı satın alan kişi, davayı mevcut durumuyla devralmış sayılır. Tapuda ihtiyati tedbir şerhi varsa, iyi niyet iddiasında bulunamaz ve idari yargıdaki iptal kararı yeni alıcıyı da doğrudan bağlar.
İmar uygulamasıyla yolsuz tescil edilen taşınmaz için tazminat talep edilebilir mi?
Eğer imar uygulaması iptal edilmesine rağmen fiili veya hukuki imkansızlıklar nedeniyle tapunun eski haline getirilmesi mümkün değilse, taşınmaz sahibi TMK m. 1007 uyarınca tapu sicilinin tutulmasından devletin sorumluluğuna dayanarak tazminat davası açabilir.
İmar uygulamalarından kaynaklanan mülkiyet ihtilafları, idari yargı ile adli yargı arasında köprü kuran oldukça teknik süreçlerdir. Hak kaybına uğramamak adına parselasyon askı ilan tarihinden itibaren sürecin uzman bir gayrimenkul avukatı ile takip edilmesi, mülkiyet hakkının korunması açısından en güvenli yoldur.
