calendar_today29 Eylül 2026Lawlera.com

Hukuk Davalarında Karşı Dava Açma Süresi ve Usulü

Hukuk davalarında davalının, davacıya karşı aynı yargılama içinde bağımsız bir talep ileri sürmesini sağlayan karşı davanın açılma şartları, hak düşürücü süreleri ve usul hataları Yargıtay kararları ışığında incelenmiştir.

Hukuk Davalarında Karşı Dava Açma Süresi ve Usulü

Karşı Davanın Hukuki Niteliği ve Temel Koşulları

Hukuk yargılamasında savunma araçlarının ötesine geçerek, davalının davacıya karşı aynı mahkemede ve aynı dosya üzerinden bağımsız bir iddia ileri sürmesine imkan tanıyan kuruma karşı dava denir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) kapsamında düzenlenen bu kurum, usul ekonomisi ilkesinin en somut yansımalarından biridir. Karşı davanın varlığından söz edebilmek için her şeyden önce derdest, yani henüz derpiş edilip karara bağlanmamış asıl bir davanın bulunması şarttır.

HMK m. 132 uyarınca karşı davanın açılabilmesi ve esastan incelenebilmesi için iki temel şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bunlardan ilki, asıl dava ile karşı dava arasında takas veya mahsup ilişkisinin ya da bağlantının bulunmasıdır. İkincisi ise karşı davanın, kanunda öngörülen kesin ve hak düşürücü nitelikteki süreler içinde açılmış olmasıdır. Bu şartların varlığı kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.

Hak Düşürücü Süre ve Cevap Dilekçesiyle İlişkisi

Karşı dava açma hakkı, süresiz bir hak değildir. HMK sistematiğinde karşı dava, asıl davaya cevap verme süresi içinde açılmalıdır. Kanuni cevap süresi ise dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki hafta olarak belirlenmiştir. Davalı taraf, bu iki haftalık süre içinde karşı davasını müstakil bir dilekçeyle veya cevap dilekçesiyle birlikte açmak zorundadır.

Eğer davalı, asıl davaya ilişkin istinaf dilekçesi yazım esasları sürecinde olduğu gibi, ilk derece mahkemesindeki süreleri kaçırırsa ciddi hak kayıpları yaşayabilir. Cevap süresinin kaçırılmasından sonra açılan karşı davanın, asıl davadan tefrik edilmesine (ayrılmasına) karar verilir. Zira süresinde açılmayan karşı davanın asıl dava ile birlikte görülmesi usulen mümkün değildir.

Uygulamada Sık Karşılaşılan Usul Hataları

Yargılama pratiğinde en sık yapılan usul hatası, karşı davanın harçlandırılmadan sadece bir savunma argümanı veya def'i gibi cevap dilekçesinin içine dercedilmesidir. Karşı dava, asıl davadan bağımsız bir dava olduğu için başvuru harcı ve nispi veya maktu karar ve ilam harcı yatırılarak açılmalıdır. Harcı yatırılmayan bir talebin karşı dava olarak incelenmesi usulen mümkün değildir.

Bir diğer yaygın hata ise aralarında hiçbir bağlantı bulunmayan taleplerin karşı dava konusu edilmesidir. Örneğin, bir boşanma davası devam ederken, taraflar arasındaki adi ortaklıktan kaynaklanan alacak talebi karşı dava olarak ileri sürülemez. Bu durumda mahkeme, davaların ayrılmasına karar vermek zorundadır.

Yargıtay'ın Güncel Kriterleri ve Emsal Kararları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri, karşı davanın açılması ve asıl davayla birlikte görülmesi hususunda oldukça katı ve net kriterler uygulamaktadır. Bu kriterler şu şekilde özetlenebilir:

  • Süre Uzatımının Karşı Davaya Etkisi: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarına göre, mahkemece davalıya cevap dilekçesi sunması için ek süre verilmişse, bu ek süre içinde de karşı dava açılması mümkündür. Ek süre, karşı dava açma süresini de kendiliğinden uzatır.
  • Bağlantı Kriteri (HMK m. 166): Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin kararlarında vurgulandığı üzere, özellikle boşanma davalarında karşılıklı açılan davaların asıl ve karşı dava olarak görülmesi zorunludur. Tarafların iddialarının birbirinin boşanma sebebini oluşturması, aralarındaki hukuki bağlantının en somut kanıtıdır.
  • Harç Tamamlama Süresi: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararlarına göre, süresi içinde harç yatırılmadan açılan karşı davada, mahkeme davacı-davalıya harcı tamamlaması için Harçlar Kanunu m. 30 uyarınca süre vermeli, bu süreye rağmen harç yatırılmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar vermelidir; doğrudan reddetmek usule aykırıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Karşı dava açmak için ayrı bir harç ödemek gerekir mi?

Evet. Karşı dava tamamen bağımsız bir dava niteliğinde olduğundan, asıl davadan bağımsız olarak başvuru harcı ve maktu/nispi harçların peşin olarak yatırılması zorunludur.

Cevap süresi geçtikten sonra karşı dava açılırsa ne olur?

Süresinden sonra açılan karşı davanın asıl dava ile birlikte görülmesi mümkün değildir. Mahkeme, bu durumda karşı davanın asıl davadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verir.

Karşı davaya karşı da karşı dava açılabilir mi?

Hayır. Usul hukukumuzda karşı davanın davacısı (asıl davanın davalısı) tarafından açılan davaya karşı, asıl davanın davacısı yeniden karşı dava açamaz. Bu durumda asıl davacı, iddialarını ancak ıslah yoluyla veya yeni bir dava açarak ileri sürebilir.

Asıl dava feragat nedeniyle reddedilirse karşı dava da düşer mi?

Hayır. Karşı dava bağımsız bir dava olduğu için, asıl davanın feragat, kabul veya başka bir nedenle sona ermesi karşı davanın esastan incelenip karara bağlanmasını engellemez.

Hak Kayıplarını Önlemek İçin Pratik Öneriler

Dava dilekçesi tarafınıza tebliğ edildiği andan itibaren iki haftalık kesin sürenin işlemeye başladığını unutmamalısınız. Eğer karşı dava açmayı gerektirecek bir takas, mahsup veya doğrudan bağlantılı bir hakkınız varsa, bu hakkı cevap dilekçenizle birlikte ve harçlarını eksiksiz yatırarak kullanmalısınız. Süre darlığı nedeniyle savunma hazırlamakta güçlük yaşıyorsanız, mahkemeden ivedilikle cevap süresinin uzatılmasını talep etmek ve bu uzatılan süre içinde karşı davayı ikame etmek en güvenli stratejidir.

Bu içerik, Lawlera AI Hukuk Asistanı tarafından yapay zeka modelleri kullanılarak oluşturulmuştur. İçeriğin doğruluğu garanti edilmez; güncel mevzuat ve somut olayınız için bir hukuk uzmanına danışmanızı öneririz.

İlgili yazılar

Hukuk süreçlerinizi hızlandırın.

Yapay zeka asistanı Lawlera AI'ı hemen ücretsiz deneyin.

Kayıt Ol