calendar_today8 Eylül 2026Lawlera.com

Hukuk Davalarında Adli Tatilin Sürelere Etkisi

Adli tatil döneminde hukuk mahkemelerindeki dava açma, cevap verme, kanun yoluna başvuru ve diğer usuli sürelerin nasıl etkilendiği, hak kayıplarının önlenmesi için dikkat edilmesi gereken kritik süre hesaplama kuralları ve istisnai dava türleri.

Hukuk Davalarında Adli Tatilin Sürelere Etkisi

Yargı Düzeninde Yıllık Dinlenme Dönemi ve Hukuki Çerçeve

Türk yargı sisteminde adliyenin kapalı olduğu veya sınırlı faaliyet gösterdiği dönem olarak bilinen adli tatil, her yıl 20 Temmuz günü başlar ve 31 Ağustos günü sona erer. Yeni adli yıl ise 1 Eylül günü itibarıyla açılır. Bu süreç, adliyelerdeki işleyişin tamamen durduğu anlamına gelmez; ancak usul hukuku açısından çok kritik hak düşürücü sürelerin ve zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasında hayati bir öneme sahiptir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) kapsamında adli tatile tabi olan sürelerin uzaması genel bir kuraldır. Kanunun 104. maddesine göre, adli tatile tabi olan sürelerin bitmesi, tatil dönemine denk gelirse bu süreler, adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır. Bu düzenleme, hak arama hürriyetinin korunması ve tatil döneminde tarafların ve vekillerinin hak kaybına uğramaması amacıyla getirilmiştir. Ancak bu kuralın uygulanabilmesi için davanın veya usuli işlemin adli tatilde görülemeyecek işlerden olması gerekmektedir.

Adli Tatilde Görülebilen İşler ve İstisnalar

Her dava veya hukuki işlem adli tatilden aynı şekilde etkilenmez. HMK madde 103, adli tatilde de görülmeye devam edecek olan, yani sürelerin işlemeye kesintisiz devam ettiği "ivedi işleri" tahdidi olarak saymıştır. Bu kapsama giren işlerde adli tatil nedeniyle sürelerin uzaması söz konusu olmaz. Bu nedenle süreç yönetilirken davanın niteliği doğru tespit edilmelidir.

Aşağıda belirtilen dava ve işler adli tatilde de görülür ve bu işlere ilişkin usuli süreler aynen işlemeye devam eder:

  • İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti gibi geçici hukuki koruma talepleri ile bunlara karşı yapılacak itirazlar,
  • Her türlü nafaka davaları ile soybağı, velayet ve vesayete ilişkin acil davalar,
  • Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davaları,
  • İş hukukundan kaynaklanan işe iade ve iş kazası gibi ivedi davalar,
  • Tahkim hükümlerine göre mahkemenin görev alanına giren işlem ve davalar,
  • Çekişmesiz yargı işleri,
  • Kanunların ivedi olduğunu belirttiği veya mahkemece ivedi görülmesine karar verilen diğer işler.

Örneğin, bir iş sözleşmesinin feshinden sonra açılacak işe iade davasında, Hukuk Davalarında Hak Düşürücü Süre ile Zamanaşımı Farkı kapsamında öngörülen hak düşürücü süreler adli tatilde de işlemeye devam eder. Bu tür davalarda sürelerin uzayacağı yanılgısına düşmek, davanın süre aşımından reddedilmesine yol açacaktır.

Sürelerin Uzaması ve Hesaplama Metodu

Adli tatile denk gelen sürelerin uzatılmasında en sık yapılan usul hatası, sürenin adli tatil süresince tamamen durduğu varsayımıdır. Süreler durmaz, işlemeye devam eder. Sadece sürenin son günü adli tatile (20 Temmuz - 31 August) denk gelirse, bu süre adli tatilin bittiği günden (31 Ağustos) itibaren bir hafta uzar. Bu durumda son gün her zaman 7 Eylül mesai saati bitimi olur.

Eğer kanunda belirtilen süre adli tatilden önce başlamışsa ve sürenin son günü 20 Temmuz ile 31 Ağustos tarihleri arasına rastlıyorsa, süre kendiliğinden 7 Eylül tarihine kadar uzar. Ancak sürenin son günü 19 Temmuz ise, adli tatil henüz başlamadığı için herhangi bir uzama gerçekleşmez ve hak kaybı doğar. Aynı şekilde, 1 Eylül ve sonrasında başlayan süreler için de adli tatil uzatması uygulanmaz.

Yargıtay'ın Güncel Kararları ve Kriterleri

Yargıtay hukuk daireleri, adli tatilde sürelerin hesabı ve uygulanacak kurallar konusunda katı ve net kriterler uygulamaktadır. Hak kayıplarının önüne geçebilmek adına yüksek mahkemenin şu üç temel kararı ve kriteri dikkate alınmalıdır:

"Adli tatile tabi olmayan ivedi işlerde, adli tatil süresince de süreler işlemeye devam eder. Davanın niteliği gereği HMK 103 kapsamında kalan bir uyuşmazlıkta, karar tebliğinin adli tatile denk gelmesi temyiz veya istinaf süresini uzatmaz." (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi)

Yargıtay'ın istikrarlı kararlarına göre, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği ve kamu düzenini ilgilendiren davalarda sürelerin takibi daha da büyük önem arz eder. İkinci olarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında, adli tatilin son günü olan 31 Ağustos tarihinin resmi tatile (30 Ağustos Zafer Bayramı) çok yakın olması sebebiyle yapılan hesaplama hatalarına değinilmiş ve uzama süresinin başlangıcının her halükarda 1 Eylül olduğu, 1 haftalık ek sürenin son gününün ise 7 Eylül (bu gün hafta sonuna denk gelirse takip eden ilk iş günü) olduğu açıkça vurgulanmıştır.

Üçüncü bir kriter olarak Yargıtay, ihtiyati tedbir kararlarına karşı yapılacak itirazların adli tatilde de görülebilecek işlerden olması nedeniyle, bu kararlara karşı kanun yolu başvuru sürelerinin adli tatilde uzamayacağını, tebliğden itibaren normal süresi içinde itirazın yapılması gerektiğini karara bağlamıştır.

Sıkça Sorulan Sorular

Adli tatilde dava açılabilir mi?

Evet, adli tatil süresince adliyelerde nöbetçi mahkemeler görev yapar. Bu nedenle her türlü dava açılabilir, ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz talebinde bulunulabilir.

Adli tatilde duruşma yapılır mı?

Sadece HMK madde 103 kapsamında kalan ivedi dava ve işlerin duruşmaları adli tatilde yapılabilir. Diğer davaların duruşmaları adli tatil sonrasına ertelenir.

İcra takipleri adli tatilde durur mu?

Hayır, icra daireleri adli tatilde çalışmaya devam eder. İcra takipleri durmaz, haciz işlemleri yapılabilir ve icra takipleriyle ilgili süreler işlemeye devam eder.

Sürenin son günü 20 Temmuz öncesine denk gelirse ne olur?

Eğer bir usuli sürenin son günü 19 Temmuz veya daha önceki bir tarih ise adli tatil korumasından yararlanamaz. O tarihte işlemin yapılması gerekir, aksi takdirde hak kaybı oluşur.

Süreç Yönetimi İçin Pratik Öneriler

Adli tatil döneminde usul hatası yapmamak adına, tebliğ alınan her türlü mahkeme kararı, cevap dilekçesi davetiye veya muhtıranın üzerindeki tebliğ tarihi titizlikle kaydedilmelidir. Davanın niteliği analiz edilerek HMK 103 kapsamında "ivedi iş" olup olmadığı belirlenmeli, şüpheye düşülen durumlarda sürenin uzamayacağı varsayılarak işlem adli tatil içinde tamamlanmalıdır. Özellikle süre hesaplamalarında son günü 7 Eylül'e bırakmak yerine, işlemleri adli tatil içinde veya hemen başında tamamlamak en güvenli hukuki stratejidir.

Bu içerik, Lawlera AI Hukuk Asistanı tarafından yapay zeka modelleri kullanılarak oluşturulmuştur. İçeriğin doğruluğu garanti edilmez; güncel mevzuat ve somut olayınız için bir hukuk uzmanına danışmanızı öneririz.

Hukuk süreçlerinizi hızlandırın.

Yapay zeka asistanı Lawlera AI'ı hemen ücretsiz deneyin.

Kayıt Ol