Şirket Borçlarından Dolayı Ortakların Şahsi Sorumluluğunun Sınırları
Şirketlerin vergi borçlarının tahsil edilememesi durumunda, vergi idaresi alacağını güvence altına almak amacıyla ortakların şahsi mal varlıklarına yönelebilmektedir. Ancak bu yönelim sınırsız ve kuralsız değildir. Türk vergi sisteminde limited şirket ortakları ile anonim şirket ortaklarının sorumluluk rejimleri birbirinden tamamen farklı esaslara dayanır. Sorumluluğun doğması, idarenin yasal usul adımlarını eksiksiz takip etmesine ve asıl borçlu şirkete karşı tüm tahsilat yollarını tüketmiş olmasına bağlıdır.
Uygulamada vergi daireleri, şirket tüzel kişiliğinden tahsil kabiliyeti bulunmayan amme alacakları için doğrudan ortaklar adına ödeme emri düzenleme eğilimindedir. Oysa ortakların şahsi sorumluluğu ikincil (fer'i) nitelikte bir sorumluluktur. Şirkete ait mal varlığı araştırması usulüne uygun yapılmadan ortakların şahsi mal varlığına gidilmesi, idari işlemin sebep ve konu unsurları yönünden sakatlanmasına yol açar.
Limited Şirket Ortaklarının Vergi Sorumluluğu
Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme borçlarından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumludurlar. 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca bu sorumluluk, ortağın şirketteki sermaye payı oranı ile sınırlıdır. Örneğin, şirkette %25 payı olan bir ortak, vergi borcunun tamamından değil, sadece %25'lik kısmından şahsi mal varlığıyla sorumlu tutulabilir.
Ortaklık payını devreden kişilerin sorumluluğu da sıklıkla uyuşmazlık konusu olmaktadır. Kanuni düzenlemeye göre, payını devreden ve devralan şahıslar, devir öncesine ait vergi borçlarının ödenmesinden müteselsilen sorumludur. Ancak idarenin bu maddeden hareketle takip yapabilmesi için devir işleminin ticaret siciline tescil ve ilan edilmiş olması şarttır.
Anonim Şirket Ortaklarının Durumu ve Kanuni Temsilci Farkı
Anonim şirketlerde ise durum limited şirketlerden oldukça farklıdır. Anonim şirket ortaklarının (pay sahiplerinin) kamu borçlarından dolayı doğrudan doğruya şahsi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Anonim şirketlerde sorumluluk, sadece şirkete taahhüt edilen sermaye miktarının ödenmesi ile sınırlıdır. Taahhüt ettiği sermaye borcunu tamamen ödemiş olan bir anonim şirket ortağına, şirketin vergi borcu nedeniyle şahsi takip yapılamaz.
Anonim şirketlerde vergi borçlarından ötürü şahsi sorumluluk yalnızca kanuni temsilcilere (yönetim kurulu üyelerine) yöneltilebilir. Eğer anonim şirket ortağı aynı zamanda yönetim kurulu üyesi değilse, kendisine gönderilecek bir ödeme emrinin hukuki dayanağı olmayacaktır. Bu durumdaki ortaklar, adlarına düzenlenen ödeme emirlerine karşı süresi içinde vergi mahkemesinde iptal davası açmalıdır.
Yargıtay ve Danıştay'ın Güncel Kriterleri
Yargı mercileri, şirket ortaklarının şahsi mal varlıkları ile sorumlu tutulabilmesi için idarenin belirli usul adımlarını harfiyen uygulamasını şart koşmaktadır. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu ve Danıştay 9. Dairesi'nin yerleşik kararlarında öne çıkan üç temel kriter şunlardır:
- Tüzel Kişiliğe Karşı Takibin Tüketilmesi Kriteri: Şirket adına düzenlenen ödeme emirleri tebliğ edilmeden, şirketin banka hesapları, taşınmazları ve araçları üzerinde ihtiyati haciz veya kati haciz işlemleri uygulanarak tahsilat yolları tamamen tüketilmeden doğrudan ortağa gidilemez.
- Hisse Oranı Sınırı Kriteri: Limited şirket ortağına gönderilen ödeme emrinin, ortağın şirketteki güncel ve tescilli hisse oranını aşan kısmı yönünden iptali gerekir. Şirket borcunun tamamı için tek bir ortağa ödeme emri gönderilmesi hukuka aykırıdır.
- Temsilci Olmayan Anonim Şirket Ortağının Sorumsuzluğu Kriteri: Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeliği sıfatı bulunmayan, yalnızca hisse sahibi olan ortaklar hakkında kamu borcu nedeniyle takip yapılması kanunen mümkün değildir. Bu yöndeki işlemler doğrudan iptal sebebidir.
Usulsüz Ödeme Emirlerine Karşı Hukuki Mücadele
Ortaklar adına düzenlenen ödeme emirlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde yetkili vergi mahkemesinde iptal davası açılması gerekir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, kaçırılması halinde idari işlem kesinleşir ve şahsi mal varlığına yönelik haciz işlemleri başlar. Davada, şirkete ait mal varlığı araştırmasının eksik yapıldığı, borcun zamanaşımına uğradığı veya davacının anonim şirkette sadece hissedar olduğu gibi esasa ve usule ilişkin iddialar ileri sürülmelidir.
Ayrıca, dava açılırken mahkemeden yürütmenin durdurulması talep edilmelidir. Aksi takdirde dava süreci devam ederken vergi dairesi ortağın şahsi banka hesaplarına bloke koyabilir veya taşınmazlarına haciz şerhi işleyebilir. Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı vermesiyle birlikte, dava sonuna kadar idarenin tahsilat işlemleri askıya alınır.
Vergi Sorumluluğu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Limited şirket ortağı hissesini devrederse eski borçlardan kurtulur mu?
Hayır, limited şirket ortağı hissesini devretse dahi, devir tarihinden önceki dönemlere ait ödenmeyen vergi borçlarından sermaye hissesi oranında yeni ortakla birlikte müteselsilen sorumlu olmaya devam eder.
Anonim şirket ortağına vergi borcu için haciz gelebilir mi?
Anonim şirket ortağı eğer şirketin yönetim kurulu üyesi (kanuni temsilcisi) değilse, sadece pay sahibi olması sebebiyle şirketin vergi borçlarından dolayı şahsi mallarına haciz uygulanamaz.
Vergi dairesi şirketi aramadan doğrudan ortağa yönelebilir mi?
Hayır, vergi dairesinin öncelikle asıl borçlu olan şirket tüzel kişiliğine karşı tüm takip ve tahsilat işlemlerini yürütmesi, şirketin aciz halinde olduğunu veya borcun şirketten tahsil edilemeyeceğini somut olarak tespit etmesi gerekir.
Ortak adına düzenlenen ödeme emrine karşı dava açma süresi ne kadardır?
Ödeme emrinin ortağa tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde vergi mahkemesinde iptal davası açılması zorunludur.
Şirket ortaklarının kamu borçlarından ötürü karşılaşabilecekleri şahsi sorumluluk risklerini en aza indirmek için, ortaklık pay devirlerinin ticaret siciline tescil süreçleri geciktirilmeden tamamlanmalı ve vergi dairesinden gelen her türlü ihbarname veya ödeme emri tebligatı titizlikle takip edilerek yasal 15 günlük dava açma süresi kaçırılmamalıdır.
