calendar_today29 Ağustos 2026Lawlera.com

İstinaf Aşamasında Islah Yapılabilir mi?

Hukuk yargılamasında iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının en önemli istisnası olan ıslah kurumunun istinaf aşamasındaki uygulanabilirliği, hak kayıplarının önlenmesi açısından kritik usul kurallarına tabidir.

İstinaf Aşamasında Islah Yapılabilir mi?

Hukuk Muhakemelerinde Islah Müessesesi ve Temel Çerçeve

Hukuk yargılamasında davanın tarafları, usul kuralları gereği iddia ve savunmalarını belirli bir aşamaya kadar serbestçe ileri sürebilirler. Ancak dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının tamamlanmasıyla birlikte, iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı başlar. Bu yasağın en önemli ve en çok başvurulan istisnası ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) kapsamında düzenlenen ıslah müessesesidir. Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesine olanak tanıyan, tek taraflı ve karşı tarafın rızasına bağlı olmayan bir usul hukuku aracıdır.

Uygulamada sıklıkla davanın türünün değiştirilmesi, talep sonucunun artırılması veya dava dilekçesindeki maddi hataların giderilmesi amacıyla ıslah yoluna başvurulmaktadır. Ancak davanın her aşamasında serbestçe ıslah yapılamayacağı kanun koyucu tarafından açıkça sınırlandırılmıştır. Özellikle davanın ilk derece mahkemesindeki aşamaları geçip bölge adliye mahkemesi (istinaf) önüne gelmesi durumunda, davanın ıslah edilip edilemeyeceği hususu uzun yıllar boyunca hem doktrinde hem de yargısal kararlarda ciddi tartışmalara yol açmıştır.

Yargılama Aşamaları ve Kanuni Sınırlar

HMK m. 177/1 hükmüne göre ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. İlk derece mahkemesinde tahkikat aşaması tamamlanıp hüküm verildikten sonra, dosya kanun yolu incelemesi için istinaf dairesine taşındığında tarafların iddialarını genişletme ihtiyacı devam edebilmektedir. Ancak Yargıtay ve bölge adliye mahkemelerinin yerleşik içtihatları, kanunda yer alan "tahkikatın sona ermesine kadar" ibaresini ilk derece mahkemesindeki tahkikat olarak yorumlamaktadır.

Dolayısıyla, kural olarak istinaf aşamasında doğrudan doğruya yeni bir ıslah dilekçesi verilerek talep sonucunun artırılması veya davanın değiştirilmesi mümkün değildir. Bu kuralın en temel istisnası, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde esastan kaldırılarak dosyanın yeniden tahkikat yapılması amacıyla ilk derece mahkemesine gönderilmesi veya bölge adliye mahkemesinin kendisinin yeniden tahkikat aşaması açması durumudur. Eğer bölge adliye mahkemesi duruşma açıp yeniden tahkikat yapılmasına karar verirse, bu yeni tahkikat aşamasında tarafların usulüne uygun şekilde ıslah hakkını kullanması mümkün hale gelebilmektedir. Usul hatalarından kaçınmak adına, davanın ilk aşamalarında Hukuk Davalarında Islahın Sınırları ve Usul Hataları konusuna hakim olmak hayati önem taşımaktadır.

Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Güncel Kriterler

İstinaf ve bozma sonrası ıslah hususunda Türk yargı uygulamasında yön verici nitelikte kritik kararlar mevcuttur. Bu konuda bilinmesi gereken en güncel ve somut kriterler şunlardır:

  • Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı (E. 2015/1, K. 2016/1): Söz konusu kararda, ilk derece mahkemesi kararının Yargıtay tarafından bozulmasından sonra, mahkemece bozma kararına uyulmuş olsa dahi tahkikat aşaması yeniden başlayacağı için bozmadan sonra ıslah yapılmasının mümkün olduğu kabul edilmiştir. Bu ilke, istinaf dairelerinin kaldırma kararları sonrasında ilk derece mahkemesinde yapılacak yeniden yargılamalar için de kıyasen uygulanmaktadır.
  • Anayasa Mahkemesi'nin Hak İhlali Kararı (Başvuru No: 2018/34651): Anayasa Mahkemesi, davanın tamamen ıslah edilmesi veya kısmi ıslah yoluyla hak arama hürriyetinin engellenmesini mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirmiştir. Yüksek mahkeme, usul kurallarının mahkemeye erişim hakkını engelleyecek derecede katı yorumlanmaması gerektiğini vurgulayarak, bozma veya kaldırma sonrası tahkikatın fiilen devam ettiği hallerde ıslah hakkının tanınmamasını hak ihlali olarak nitelendirmiştir.
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin Güncel Kriteri: Yargıtay, ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında bilirkişi raporuna karşı süre mühleti içinde ıslah dilekçesi sunulmamışsa ve karar istinaf aşamasında sadece usul yönünden bozulmuşsa, esasa ilişkin eksiklik bulunmayan hallerde sırf süre kaçırıldığı için istinaf sonrası yeni bir ıslah hakkı tanınamayacağına hükmetmektedir. Yani, ıslah hakkının kötüye kullanılmaması ve davanın sürüncemede bırakılmaması esastır.

Hak Kayıplarını Önlemek İçin Pratik Stratejiler

İstinaf aşamasında veya sonrasında ıslah hakkının kaybedilmemesi ve davanın usulden reddedilmemesi için profesyonel bir dava stratejisi yürütülmelidir. İlk derece mahkemesindeki tahkikat süresince sunulan bilirkişi raporlarına karşı itirazlar ve ıslah dilekçeleri yasal süreleri içinde sunulmalıdır. Eğer dava belirsiz alacak davası olarak açılmışsa, değer artırım dilekçesinin sunulma zamanı tahkikatın sona ermesinden önce titizlikle belirlenmelidir.

Eğer dava kısmi dava olarak açılmış ve ilk derece mahkemesinde ıslah yapılmadan karar verilmişse, istinaf dilekçesinde bu eksikliğin esasa etkili bir usul hatasından kaynaklandığı gerekçelendirilerek kararın kaldırılması talep edilmelidir. İstinaf dairesinin duruşmalı yargılama yapması veya dosyayı yeniden yargılama için yerel mahkemeye göndermesi durumunda, tahkikatın fiilen başladığı ilk celseye kadar ıslah işleminin tamamlanması gerekir. Ayrıca yargılama sürecinde delillerin toplanma aşamaları yakından takip edilmeli, Hukuk Davalarında Delil Listesi Sunma Süresi ve Hak Kayıpları hususuna dikkat edilerek tüm iddialar zamanında temellendirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

İstinaf mahkemesinde duruşma açılmadan dosya üzerinden ıslah yapılabilir mi?

Hayır, bölge adliye mahkemesinde duruşma açılıp tahkikat aşamasına geçilmediği sürece dosya üzerinden doğrudan ıslah dilekçesi verilerek talep sonucu artırılamaz veya değiştirilemez.

Bozma veya kaldırma kararından sonra yapılan ıslahla faiz başlangıç tarihi değişir mi?

Islah edilen kısım yönünden faiz, kural olarak ıslah dilekçesinin verildiği veya karşı tarafa tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Dava dilekçesindeki asli kısım için ise dava tarihi esas alınır.

İstinafta ıslah talebi reddedilirse ne yapılmalıdır?

İstinaf dairesinin ıslah talebini usulsüz bularak reddetmesi halinde, kararın temyiz sınırları dahilinde olması kaydıyla, bu husus temyiz dilekçesinde bozma sebebi olarak ileri sürülebilir.

Kısmi davada istinaf aşamasında ıslah yapılamaması hak kaybı yaratır mı?

Evet, kısmi davada ıslah yapılmadan karar kesinleşirse, bakiye alacak hakları zamanaşımına uğrayabilir. Bu riskin önüne geçmek için ek dava açma alternatifi de değerlendirilmelidir.

Sürecin Yönetiminde Kritik Adımlar

Yargılama sürecinde ıslah hakkının zamanında ve usulüne uygun kullanılması, yıllar süren emeklerin ve maddi kaynakların heba olmasını önler. Hak kaybı yaşamamak adına, bilirkişi raporlarının tebliğinden itibaren başlayan iki haftalık kesin sürelere azami dikkat gösterilmeli, davanın hukuki niteliğine göre kısmi dava, belirsiz alacak davası veya tam ıslah yollarından hangisinin seçileceği davanın başında doğru analiz edilmelidir. İstinaf aşamasındaki olası bir usul hatası davanın esastan reddine yol açabileceğinden, sürecin her aşamasında uzman bir avukatın hukuki desteğinden faydalanılması tavsiye edilir.

Bu içerik, Lawlera AI Hukuk Asistanı tarafından yapay zeka modelleri kullanılarak oluşturulmuştur. İçeriğin doğruluğu garanti edilmez; güncel mevzuat ve somut olayınız için bir hukuk uzmanına danışmanızı öneririz.

Hukuk süreçlerinizi hızlandırın.

Yapay zeka asistanı Lawlera AI'ı hemen ücretsiz deneyin.

Kayıt Ol