Alacak Miktarının Tayin Edilemediği Hallerde Hukuki Güvence
Hukuk yargılamasında hak arama özgürlüğünün en somut yansımalarından biri olan belirsiz alacak davası, alacaklının davanın açıldığı tarihte alacağının miktarını veya değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği ya da bunun imkansız olduğu durumlarda başvurulan özel bir dava türüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 107 ile hukuk sistemimize giren bu kurum, davacının yüksek harç riskinden kaçınmasını sağlarken aynı zamanda zamanaşımı kesilmesi gibi çok kritik usuli avantajlar sunar.
Uygulamada bu davanın ikame edilebilmesi için kanunun aradığı objektif ve sübjektif unsurların bir arada bulunması gerekir. Davacının alacağını belirleyememesi durumu, sadece öznel bir bilgisizlikten değil, objektif olarak davanın başında bu tespitin yapılmasının teknik, fiili veya hukuki imkansızlığından kaynaklanmalıdır.
Belirsiz Alacak Davası Açılabilmesinin Temel Şartları
Bir davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilebilmesi ve mahkemece esastan incelenebilmesi için belirli kriterlerin varlığı zorunludur. Bu şartların eksikliği halinde mahkeme, davayı usulden reddetme yoluna gidebilmektedir. Temel şartlar şunlardır:
- Alacağın Miktarının Belirlenmesinin İmkansız veya Çok Zor Olması: Alacak miktarının belirlenmesi için mutlaka bir bilirkişi incelemesine, mahkemenin takdir yetkisine veya karşı tarafın elindeki belgelere ihtiyaç duyulmalıdır.
- Asgari Bir Tutarın Belirtilmesi: Davacı, belirsiz alacak davası açarken davanın başında tamamen ucu açık bir talepte bulunamaz. Alacak hakkının saklı tutulduğu asgari bir tutarın (örneğin 1.000 TL veya 10.000 TL gibi sembolik/asgari bir miktar) dava dilekçesinde gösterilmesi şarttır.
- Hukuki Yararın Varlığı: Belirli bir alacak için belirsiz alacak davası açılması halinde, davacının hukuki yararı bulunmadığından dava usulden reddedilir. Alacağın net olarak belirlenebildiği durumlarda kısmi dava veya tam eda davası açılması gerekir.
Özellikle ticari ilişkilerden doğan uyuşmazlıklarda, taraflar arasındaki hesap mutabakatının sağlanamaması ve alacak miktarının ancak defter incelemesiyle ortaya çıkacak olması durumunda bu dava türü hayat kurtarır. Örneğin, cari hesaba dayalı alacak iddialarında, karşı tarafın kayıtları incelenmeden net bakiye belirlenemiyorsa belirsiz alacak davası açılabilir. Bu noktada, alacağın tespiti için Cari Hesap Sözleşmesi ve Bakiye Alacağın İspatı kurallarının da dikkate alınması gerekmektedir.
Uygulamada Sık Karşılaşılan Usul Hataları ve Hak Kayıpları
Belirsiz alacak davası, sağladığı kolaylıkların yanında usul hukuku kurallarına sıkı sıkıya bağlıdır. Uygulamada avukatların ve davacıların en çok düştüğü hata, aslında "belirlenebilir" nitelikte olan bir alacak için bu davayı açmaktır. Örneğin, sadece taraflar arasında likit (bilinen, belirli) bir sözleşme bedeli veya maktu bir cezai şart alacağı söz konusuysa, belirsiz alacak davası açılamaz. Mahkeme bu durumda davacıya süre vermeksizin davayı hukuki yarar yokluğundan reddedebilir.
Bir diğer önemli usul hatası ise alacağın belirlenmesinden sonra yapılan artırım talebinin süresinde ve usulüne uygun yapılmamasıdır. Bilirkişi raporu dosyaya sunulup alacak miktarı netleştikten sonra, davacıya mahkemece verilen kesin süre içinde harcı tamamlanarak alacak miktarı tam hale getirilmelidir. Bu sürenin kaçırılması, talep edilmeyen bakiye kısım yönünden hak kaybına yol açar.
Yargıtay'ın Güncel Kriterleri ve Emsal Kararları
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri, belirsiz alacak davasının sınırlarını çizmek adına son derece katı ve net kriterler geliştirmiştir. Yargılama sürecinde bu kriterlerin göz ardı edilmesi, kararın bozularak davanın sil baştan görülmesine neden olur. Güncel Yargıtay kararlarında öne çıkan 3 somut kriter şunlardır:
Kriter 1: Belirlenebilirlik İlkesi
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarına göre; davacının davanın açıldığı tarihte alacağının miktarını tam olarak belirlemesi kendisinden beklenebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz. Örneğin, işçinin net ücreti, çalışma süresi ve hak ettiği tazminat miktarı işyeri kayıtları ve bordrolarla net bir şekilde ortadaysa, dava belirsiz alacak davası olarak açılamaz; açılırsa hukuki yarar yokluğundan reddedilir.
Kriter 2: Zamanaşımının Durması ve Kesilmesi
Belirsiz alacak davası açıldığı anda, alacağın tamamı için zamanaşımı kesilir. Yargıtay, kısmi davadan farklı olarak, belirsiz alacak davasında davanın başında talep edilen asgari tutar için değil, dava dilekçesinde belirsiz olduğu belirtilen alacağın tamamı yönünden zamanaşımının duracağını kabul etmektedir. Bu durum, özellikle zamanaşımı süresi kısa olan alacak iddialarında davacı lehine muazzam bir koruma sağlar.
Kriter 3: Alacağın Belirlenmesi Sonrası Tek Seferlik Hak
Yargıtay içtihatlarına göre, belirsiz alacak davasında alacak miktarı bilirkişi raporuyla netleştikten sonra davacı, talebini sadece bir defaya mahsus olmak üzere artırabilir. Bu artırım işlemi teknik olarak bir "ıslah" değildir; kanundan doğan özel bir talep artırım hakkıdır. Dolayısıyla davacı, hakkını kullanırken iddiayı genişletme yasağına takılmadan talebini tam miktara ulaştırabilir.
Belirsiz Alacak Davasında İspat ve Yargılama Stratejileri
Bu dava türünde başarıya ulaşmak, dava öncesi hazırlık süreci ile dava esnasındaki ispat araçlarının doğru yönetilmesine bağlıdır. Alacağın belirsiz olduğunu iddia eden taraf, bu belirsizliğin nedenlerini dava dilekçesinde somutlaştırmalıdır. Mahkemeye sunulacak delillerin niteliği, hakimin bilirkişi incelemesine karar verme sürecini doğrudan etkiler.
Eğer alacak miktarı karşı tarafın ticari defterlerinde saklıysa, mahkemeden defterlerin ibrazı talep edilmelidir. Benzer şekilde, faturalara dayalı bir alacak söz konusu olduğunda, karşı tarafın faturayı teslim alıp almadığı ve yasal süresi içinde itiraz edip etmediği araştırılmalıdır. Bu hususta Fatura Alacağına İtiraz ve Faturanın İade Süreci doğru yönetilmediği takdirde, bilirkişi incelemesinde alacağın varlığı kanıtlanamayabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Belirsiz alacak davası ile kısmi dava arasındaki fark nedir?
Kısmi davada alacak belirli veya belirlenebilir olmasına rağmen davacı sadece bir kısmını dava eder ve zamanaşımı yalnızca dava edilen kısım için kesilir. Belirsiz alacak davasında ise alacak davanın başında belirlenemez durumdadır ve dava açılmasıyla alacağın tamamı için zamanaşımı kesilir.
Belirsiz alacak davasında dava değeri ne kadar gösterilmelidir?
Dava açılırken sembolik veya asgari bir tutar gösterilmelidir. Uygulamada hak kaybı yaşamamak ve harç miktarını düşük tutmak adına genellikle 1.000 TL gibi asgari bir tutar üzerinden dava ikame edilmektedir.
Mahkeme davayı belirsiz alacak davası olarak kabul etmezse ne olur?
Mahkeme alacağın belirli olduğu kanaatine varırsa, davacıya davasını tam eda davası olarak açıklaması ve harcı tamamlaması için süre verebilir veya doğrudan hukuki yarar yokluğundan davayı usulden reddedebilir. Bu nedenle davanın niteliğini belirlerken uzman bir avukattan destek alınması kritiktir.
Alacak miktarı netleştikten sonra harç ne zaman tamamlanmalıdır?
Bilirkişi raporunun tebliğinden sonra, mahkemenin vereceği kesin süre içerisinde veya en geç tahkikat sona ermeden önce eksik harcın tamamlanarak alacak miktarının netleştirilmesi gerekir.
Hak Kayıplarını Önlemek İçin Pratik Tavsiyeler
Belirsiz alacak davası açmadan önce, talep edeceğiniz alacak kalemlerinin niteliğini çok iyi analiz edin. Eğer elinizdeki belgelerle alacak miktarını kuruşu kuruşuna hesaplayabiliyorsanız, kesinlikle belirsiz alacak davası açma yoluna gitmeyin. Davanızı açarken asgari miktar üzerinden harç yatırmış olsanız dahi, bilirkişi raporu geldikten hemen sonra yasal süreleri kaçırmadan talep artırım dilekçenizi sunun ve maktu/nispi harç farkını gecikmeksizin mahkeme veznesine yatırın. Sürelerin kaçırılması durumunda, haklı olduğunuz bir davada dahi usuli nedenlerle davanızın reddedilmesi riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz.
