Şirket Yönetiminde Kusursuz Sorumluluk Efsanesi ve Gerçekler
Anonim şirketlerin idari organı olan yönetim kurulu, şirketin günlük işleyişinden stratejik kararlarına kadar geniş bir yelpazede tam yetkiyle donatılmıştır. Ancak bu geniş yetki alanı, beraberinde çok ciddi bir hukuki sorumluluk rejimini getirmektedir. Ticaret hayatında sıklıkla karşılaşılan en büyük yanılgılardan biri, yönetim kurulu üyelerinin şirketin aldığı her zarardan doğrudan ve şahsen sorumlu tutulacağı yönündeki hatalı inanıştır. Türk Ticaret Kanunu, yönetim kurulu üyeleri için mutlak veya kusursuz bir sorumluluk öngörmez. Sorumluluğun doğabilmesi için hukuka veya esas sözleşmeye aykırı bir eylemin, bir zararın, bu eylem ile zarar arasında illiyet bağının ve en önemlisi üyenin kusurunun bulunması şarttır.
Yönetim organının karar alırken serbest hareket edebilmesi, ticari risklerin cesaretle üstlenilebilmesi için hukuk sistemimiz Business Judgment Rule yani İş Adamı Kararı İlkesini benimsemiştir. Bu ilke uyarınca, bir yönetim kurulu üyesi karar alırken şahsi bir çıkar gütmeksizin, yeterli araştırmayı yaparak, şirketin menfaatine uygun olduğuna dürüstçe inanarak hareket etmişse, alınan karar sonradan şirketi zarara uğratsa dahi üyenin şahsi sorumluluğuna gidilemez. Sorumluluk davalarında ispat yükü ve usul kuralları büyük önem taşır; zira iddiaların somut delillerle desteklenmesi gerekir. Bu aşamada mahkemece istenecek kayıtların niteliği ve sunulma şekli için Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil Vasfı kuralları davanın seyrini doğrudan etkilemektedir.
Yönetim Kurulu Üyelerinin Özen ve Sadakat Borcu
Yasa koyucu, yönetim kurulu üyelerinin görevlerini yerine getirirken uymaları gereken temel standardı tedbirli bir yöneticinin özeni olarak belirlemiştir. Bu standart, objektif bir kriterdir. Üyenin şahsi yetenekleri, eğitimi veya tecrübesi ne olursa olsun, aynı şartlar altında dürüst ve basiretli bir yöneticinin göstermesi gereken özen esas alınır. Sadakat borcu ise, üyenin şirketin çıkarlarını kendi çıkarlarının veya üçüncü kişilerin çıkarlarının önünde tutmasını zorunlu kılar. Şirketle işlem yapma yasağı, şirkete borçlanma yasağı ve rekabet yasağı gibi kurallar, sadakat borcunun kanuni yansımalarıdır.
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan usul hatalarından biri, yönetim kurulunun tüm üyelerinin müteselsilen sorumlu olduğu iddiasıyla doğrudan tek bir dava açılmasıdır. Oysa Türk Ticaret Kanunu, farklılaştırılmış teselsül ilkesini kabul etmiştir. Bu ilkeye göre, her bir üye ancak kendi kusuruna ve durumun gereklerine göre şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde zarardan sorumlu tutulabilir. Karara muhalif kalan, karara şerh koyan veya o dönemde görevde bulunmayan üyenin sorumluluğuna gidilmesi hukuken mümkün değildir.
Yargıtay Kriterleri Işığında Sorumluluğun Belirlenmesi
Yargıtay, yönetim kurulu üyelerinin şahsi sorumluluğuna ilişkin davalarda son derece titiz ve katı kriterler uygulamaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları incelendiğinde, şu üç temel kriter öne çıkmaktadır:
- Zararın Somutlaştırılması Kriteri: Yargıtay, şirket ortağının veya alacaklısının açtığı davalarda, sadece soyut bir kötü yönetim iddiasını yeterli bulmamaktadır. Davacının, yönetim kurulu üyelerinin hangi somut işlemiyle, ne kadar tutarda doğrudan veya dolaylı zarara yol açtığını net bir şekilde ispatlaması gerekir.
- Karara Muhalefet ve Şerh Kriteri: Yönetim kurulu toplantısında alınan bir karara karşı çıkan üyenin sorumluluktan kurtulabilmesi için, sadece sözlü itirazı yeterli görülmemektedir. Üyenin kararın altına gerekçeli muhalefet şerhini yazmış olması veya bu durumu noter vasıtasıyla derhal şirket yönetimine bildirmiş olması şart aranmaktadır.
- Yetki Devri ve Sorumluluk Sınırı Kriteri: Yönetim kurulunun görev ve yetkilerini, esas sözleşmeye dayalı bir iç yönerge ile murahhas üyelere veya müdürlere devretmiş olması durumunda, Yargıtay devreden yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu sadece seçme, talimat verme ve gözetimde özen gösterme yükümlülüğü ile sınırlı tutmaktadır. Eğer bu üç alanda bir ihmal yoksa, devredilen yetkilerin kullanımından doğan zararlardan sadece devralan kişiler sorumlu olur.
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu belirlenirken, her bir üyenin görev dağılımı, eğitim durumu, imza yetkisinin sınırları ve karar alma sürecindeki aktif rolü ayrı ayrı değerlendirilerek farklılaştırılmış teselsül ilkesi çerçevesinde hüküm kurulmalıdır.
Yönetim Kurulu Üyeleri İçin Risk Yönetimi ve Korunma Yolları
Yönetim kurulu üyeliği görevini kabul eden veya halihazırda bu görevi yürüten kişilerin şahsi mal varlıklarını koruyabilmeleri ve ileride açılması muhtemel tazminat davalarından kaçınabilmeleri için bazı pratik stratejileri uygulamaları hayati önem taşır. İlk olarak, yönetim kurulu toplantı tutanaklarının son derece detaylı tutulması ve alınan kararların arkasındaki iktisadi gerekçelerin, uzman raporlarının karara eklenmesi gerekir. Şüphe duyulan veya riskli görülen kararlarda mutlaka yazılı muhalefet şerhi kullanılmalıdır.
Bir diğer önemli koruma yöntemi ise Yönetici Sorumluluk Sigortası yaptırılmasıdır. Şirket bütçesinden veya şahsen yaptırılacak bu sigorta, görev süresince yapılacak ihmal ve hatalardan doğacak tazminat taleplerini teminat altına alır. Ayrıca, her yıl düzenlenen olağan genel kurul toplantılarında yönetim kurulunun ibra edilmesi, üyeleri geçmiş dönem işlemlerinden ötürü şirkete karşı sorumluluktan kurtarır. Ancak ibranın geçerliliği, genel kurula sunulan finansal tabloların ve bilgilerin gerçeği yansıtması şartına bağlıdır.
Şirket Yönetiminde Sorumluluk Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Yönetim kurulu üyesi şirketin vergi ve SGK borçlarından şahsen sorumlu mudur?
Evet, anonim şirketlerin kamu borçlarından (vergi, SGK primi vb.) şirketin mal varlığından tahsil edilemeyen kısım için yönetim kurulu üyeleri şahsen ve müteselsilen sorumludur. Bu sorumlulukta kusur şartı aranmaz, kanuni temsilci sıfatı yeterlidir.
Görevden ayrılan üyenin sorumluluğu ne zaman sona erer?
Yönetim kurulu üyeliğinden istifa eden veya görev süresi dolan üyenin sorumluluğu, ayrılış tarihinden önceki dönemde alınan kararlar ve yapılan işlemler için devam eder. İstifa tarihinden sonraki işlemlerden ise üye sorumlu tutulamaz. İstifanın ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi, üçüncü kişilere karşı iyi niyetin korunması açısından şarttır.
Yönetim kurulu kararına şerh koymak sorumluluktan kesin olarak kurtarır mı?
Hukuka veya esas sözleşmeye aykırı bir karara karşı gerekçeli muhalefet şerhi yazmak ve bunu imza altına almak, o kararın uygulanmasından doğacak şahsi sorumluluktan kurtulmanın en etkili yoludur. Ancak üye karara şerh koymasına rağmen, kararın icrasında aktif bir rol oynarsa sorumluluktan kurtulamaz.
Şirket genel kurulunun yönetim kurulunu ibra etmesi alacaklıların dava hakkını engeller mi?
Hayır, genel kurulun ibra kararı sadece şirketin yönetim kuruluna karşı açacağı tazminat davalarını engeller. Şirket alacaklılarının ve ibraya muhalif kalıp bu durumu tutanağa geçirten ortakların dava açma hakkı, ibra kararına rağmen belirli süreler dahilinde devam eder.
Hak Kayıplarını Önlemek İçin Atılması Gereken Somut Adım
Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeliği, yüksek prestijinin yanında çok ciddi hukuki ve cezai riskler barındırır. Görevin kabulünden itibaren atılacak her imzanın, onay verilen her faturanın ve alınan her kararın hukuki sonuçları olacağını bilerek hareket etmek gerekir. Olası bir sorumluluk iddiası ile karşılaşıldığında, savunmanın ilk aşamasından itibaren profesyonel bir şirketler hukuku avukatından destek alınması, hak kayıplarının önüne geçilmesi ve şahsi mal varlığının korunması adına en güvenli yoldur.
